Yazmayı en sevdiğim yerdeyim şimdi!Her şeyin çabuk yiyip tükletildiği yarına bir sonraki güne yeni şeyler hazırlanması gereken mekanda...
Nicedir yazmayı düşündüğüm "sen"i iliştirdim parmaklarıma...Nerede başladığını biliyorum, nerede ,nasıl biteceğini bilemeden,kim bilir yazı bittiğinde belki de...Anlatılması zor bir suret seninki, anlaşılması zor bir iç...
Bu bir otobiyografi ,ama sadece 3 yıldır soluduğum hayatın...
P.S:Bu aslında bir kitabın başlangıcının haberi.Çoğu yazılı, attım,yırttım diye kendimi kandırdığım sayfalar...Aslında insan emeğini parçalayamıyor.Kutudan çıktı kağıtlar tekrar kaldığı yerden başladı kalemin mürekkebi akmaya...
Saturday, October 24, 2009
Monday, May 04, 2009
RAKI-BALIK

Boyle guzel bir havada hasta olur mu insan ya?Bogazim aciyor bir gidiklanma off! Ama bu aciya agriya ve mide bulantisina bile deger bir hafta sonu gecirince insan, agri bile tatli geliyor.Deli bir cesaretle Cumartesi gunu sirt cantami alip “Hadi eyvallah.” diyip ciktim.Cikis o cikis tam 28 saat uzerine eve donmek ne de guzel geldi. Nereye mi gittim? Tekirdag’a,havasini bol bol icime cektim hem kendim icin hem de senin icin…Peynir helvasi yedim mi?Sorulur mu? Tekirdag da alinan bol oksijen sohbetine asla doyamadigim abim,mukemmel yol arkadasim, yanimi aldigim gibi Kumbag raki-balik sofrasinda soluk aldik:) Ama rakima cok yogun buz koymus olmaliyim bogazim sizim sizim sizliyor…Tabii yetmedi bunlar,o kadar guzel bir ambiyans vardi ki gece bu kadar cabuk sonlanamaz dedik ve yol arkadasim ile birlikte posetlere biralari doldurup kumbagin sahilinde taslarin uzerinde saatlerce oturup sohbet ettik ee yani bir suru sey de ogrendim; mesela grupun ne demek oldugunu biliyor musunuz? Gokyuzunde yildizlari birlestirerek hayvanlar alemini olusturmayi? Biraz usume geldi dalgalar da kayalara carptikca biz islanmaya basladik belki ondandir,odaya cikip balkon keyfi bile sahaneydi.Uzundur isten ara verip boyle bir sey yapmamistim;deniz,dalga sesi ahh ne iyi geldi.Dinlendim, dinlenmenin yaninda huzura erdim adeta.Yol arkadasim surekli cok sessiz oldugumdan yakina dursun ben oylesine huzur doldum ki dalip dalip gittim,ilk Kumbaga gittigim gunu, o masa da nasil oturdugumu,aksaminda ve sabahinda neler yaptigimi ve akabininde nasil da mutlu oldugumu,simdi de mutluyum bir daha asla gelmeyecegini bilmeme ragmen, olmuyor, alamiyorum kimseyi icime ve boyle olmaktan nedense cok mutluyum.Ne demis Nazim Hikmet:”Sen elmayi seviyorsun diye elmanin da seni sevmesi sart mi?” Degil…Evet olsaydi sahane olurdu,istemez miydim sorulur mu bu soru?Ama olmuyorsa boylesi bile kafi diyorsunuz…Neyse sabahin 5’ine dogru yatagima dogru suzulmem sabah erken bir saat diliminde uyanip denizin dibinde yapilan kahvalti.Yani evde o kahvalti onumuze gelse “Bu ne ? “ deriz doyurmaz asla bizi .Ama orda bu umrunuzda bile olmuyor her sey o kadar leziz geliyor ki.Kalkasim gelmedi ama aci gercek olan Istanbul ile karsilasmamiz gerekiyordu.Yoldasimla beraber Tekirdag’a donus yapip peynir helvasi sekerligiinin tadindaki abimle oturdum bi kahve ictik ee ne de olsa 40 yil hatiri vardir.Huzunlu huzunlu bakarak geri dondum evet dondum ama huzurum ne kadar benimle geldi bilmiyorum? Yol arkadasim cok iyi geldi,onu biliyorum;bana guc verdi:)
Sunday, April 05, 2009
40 KURAL!

"Bizler hal ehliyiz.Kalp ehliyiz.Aşk ehliyiz.Biz pergel gibiyiz.Bir ayağımız şeriat üstüne sabit,bir ayağımızla yetmiş iki milleti devrederiz.
Semahaneye geçmeden evvel Rumi'nin ağzından şu sözler döküldü:
Beri gel,daha beri,daha beri,
Bu hır gür,bu savaş nereye kadar?
Sen bensin,ben senim işte...
Ne diye bu direnme?
Topumuz bir tek inciyiz,
Başımızda tek,alnımızda da tek."
Elime aldığımda su gibi akan bir kitaptı.Yine bir akıntıyı durdurmayı çok istedim;ama bitti...Dönüp dönüp bakıyorum günlerdir, Şems burada tam olarak ne cevap vermişti,hangi hikayeyle kafaları bulandırmıştı, diye.Neredeyse ilk diyebilirim bir kitabı okurken durup durup not almadım.Eksikliğinden değil bu ama,bölemedim Mevlana ile Şems'i.Durduramadım aşkı...Haşa sümme haşa.İlahi aşktan dünyevi aşka geçişler,bağlantılar,Konya'yı tekrar tekrar solumak,Mevlana'nın evinin avlusunda yürümek,hatta ve hatta Şems'in ney üflediği yeri an be an anımsamak.
"Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır.Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım,mecazi mi,yoksa dünyevi,semavi ya da cismani mi diye sorma!Ayrımlar ayırımları doğurur.AŞK'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk.Ya tam ortasındadır,merkezinde ya da dışındasındır,hasretinde."
Sayın Şafak,yüreğinize sağlık.Eyvallah!
Subscribe to:
Posts (Atom)



